2007(c) Serdar Ertekin www.gezengezgin.blogspot.com sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve içeriklerin telif haklari Serdar Ertekin'e aittir. Hiçbir şekilde basılı veya elektronik bir ortamda izinsiz kullanılamaz ve kopyalanamaz. yıkıcı eleştiriler ve abuk önerileriniz için gezengezgin@gmail.com'a şeyttirin.
18 Aralık 2011 Pazar
Grand Anzac Hotel - Çanakkale
Yalova Termal Otel
Hindiba Pansiyon - Mengen/Bolu
8 Eylül 2011 Perşembe
Calidus Hotel - Assos




Assos, diğer adıyla Behramkale yöresi 20 yıldır tatil yaptığımız, vazgeçemediğimiz bir bölge. Bölgedeki tüm tesisleri denedik. Pek azından memnunuz. Yeni ve güzel şeyler yapılınca da mutluluğumuz artıyor. Yöre insanı değil de dışarıdan gelenlerin kurup işlettiği tesisleri başarılarından dolayı doğal olarak tercih ediyoruz.
Tesisin yaratıcısı ve işletmecisi Celal bey araziyi yıllar önce almış ve tatillerini burada geçirmiş. Bu süre içinde düşünmüş, taşınmış, tasarlamış, biriktirmiş. 9 ayda hepsini bir araya getirmiş ve ortaya mükemmel bir sonuç çıkarmış. Bölgede eksikliği duyulan dört dörtlük bir butik otel var artık. Her tip ve kalitede işletmeye “butik otel” adını takmanın moda olduğu günlerde, butik otelin ne olduğunu görmek için gitmek gerek.
Mükemmel biçimde işletiliyor mu? Evet. Eksikler, hatalar, deneyimsizlikten kaynaklı sıkıntılar yok mu? Var. Onlar da zamanla düzelecektir.
Öncelikle son derece zevkli bir tesis. A’dan Z’ye her şey uzun uzun, milimi milimine düşünülmüş ve gerçekleştirilmiş. Kolay iş değil. Böyle bir sonuca ulaşmak Celal Bey’e 10 kg. verdirmiş. Olsun o da daha fit bir bedene sahip artık. Doğduğu yöreden topladığı çoğu ailesine ait objeyi tesisin her köşesine son derece zevkli biçimde eklemlemiş. Her gün, her an yeni bir tanesini keşfetmek bir tür oyun gibi. Bol bol fotoğraf çekeceksiniz.
Her müşteriyle tek tek ve sürekli ilgileniyor. İlgisi ölçülü, ne az, ne çok. Hoş sohbet bir kişi. Bizi gezdirdi, neler yaptığını, nasıl yaptığını tek tek anlattı. Objeleri, koleksiyonları büyük zevkle tanıdık. Bence bu çabayı yazılı hale dönüştürmeli. Küçük bir albüm haline getirmeli. Gelenlere hediye etmeli. Belki kitapçılarda da birkaç tane bulunmalı.
Sabah ve akşam yemeği dahil olan konaklamada, servis açık büfe değil. Bu bizim tercih ettiğimiz bir yöntem. Onlarca kişinin elini sürdüğü servis kaşıklarına el sürmeden ve ikide bir masanızdan kalkmadan tüm servis elemanlar tarafından yapılıyor. Açık büfede de ancak bu kadar doyarsınız. Çeşitler çok, ölçüler yeterli. Her şey kaliteli.
Geniş bir arazide 30 oda müşterisi birbirini rahatsız etmiyor. Önümüzdeki yıl 20 oda ekleneceğini duyunca üzüldük. Keşke böyle kalsaydı.
Bu tesiste konakladıktan sonra kusur bulabilmek pek zor. Ben yine de tarafsız olmak için, ama yine de biraz kendimden taraf olarak, daha iyi olur dediklerimi sıralayayım. Profesyonel bir kadro, profesyonel bir yönetim, daha iyi bir ses sistemi, daha uygun ve çeşitli bir müzik yelpazesi.
Assos Eden Beach Hotel
Deneyimsiz, stajyer garsonlar, berbat servis; akşam yemeğinde ana yemekler en ucuzundan; uskumru balığı, biber dolması, kızarmış tavuk; sabah kahvaltısında bir çeşit orta halli beyaz peynir, üç çeşit böreklik lor; “tam pansiyon plus”ın plus’ı da neymiş? derseniz; sebilden içme suyu, naylon torbadan sirkemsi şarap, mikserden tang vb. konsantre meyve tozları; lekeli servis takımları, bardaklar; ütüsüz, buruşuk örtüler, personel giysileri. Oda duvarında yükseğe monte edilmiş lcd tv’yi yataktan izlemek olanaksız, yatakta oturursanız belki. Üç beş ulusal kanal dışında yayın yok. Havuz devir daimi fasa fiso. Bence hiç de hijyen değil. İskelede denize inmek çıkmak için boyasız paslı merdiven. Plajda; kırık, vidayla tutturulmuş, mindersiz plastik şezlonglar. Bölgenin ilk tesislerinden, bugün en pahalılarından. Yakında restore edilmiş. Neye yarar? Müşteriyi aptal yerine koymak yörede bulaşıcı hale geldi. Albena, Kanara, Calidus’u tercih edin, pişman olmazsınız. İnanmayanlar diğer yorumlar için tıklasın: http://www.hotelsikayet.com/otel.aspx?otel=77
6 Eylül 2011 Salı
5 Temmuz 2011 Salı
Kayseriya Mantı Sarayı - Susurluk/Balıkesir

Geç keşfettim. Annemin yaptığı enfes mantıyı tutturan tek mantı. Ne yazık ki sadece mantı yemek için İstanbul'a çok uzak. Ancak Ege yolculuklarında uğrayabiliyoruz.
- Sultan Çayırı Mevki Balikesir Yolu 7. Km Susurluk / BALIKESİR
- TEL: 0266 871 52 33
4 Temmuz 2011 Pazartesi
maps.google.com sayfasındaki noktanın koordinatlarını navigasyon cihazına taşımak;
Cursor (fare işaretçisi) koordinatları bulunmak istenen noktaya götürülüp sağ tıklanır. Açılan pencerenin en alt satırındaki "Burada ne var?" opsiyonu seçilir. Nokta kendiliğinden “yeşil ok”la işaretlenecektir.
Cursor/işaretçi tekrar yeşil ok işareti üzerine getirilince, noktanın koordinatları kutu içinde görülür. Aynı zamanda ekranın altındaki çubukta bulunan tarayıcı kutusunda da belirir.
"00.000000, 00.000000" şeklindeki koordinatı navigasyon cihazına girerken, aynı koordinat formatının kullanılmasına dikkat edilmelidir.
2 Temmuz 2011 Cumartesi
İğneada Resort - Kırklareli

İyi düşünülüp uygulanmış, ancak aynı oranda işletilemeyen bir tesis. Bölgeye göre oldukça yüksek standartta. Olanakları da çok sayılır. Umarım işletme standardı da aynı oranda yükselir.
Gece yatağa girince, yatağın bir tarafının çöktüğünü farkettik. Zar zor sabahı ettik. Sabah karyolanın kırık olduğunu görüp (üstteki foto), resepsiyona ilettiğimizde hiç bir özür cümlesi alamadık ağızlarından. Hatta haber verip başka oda istemediğimiz için hafiften suçlu çıktık. Koskoca boş otelde kırık yatak bize kısmet olmuştu.
Akşam yemeği de vasattı. Yağlı, yanmış kızartmalar, geri gönderdiğimiz halde ikinci kez aynı oranda yanık olarak servis edildiler, ikinci kez reddetmedik. Yöreye has kuru soğanlı yeşil salatayı hiç sevmedik, seçeneğimiz de yoktu. Şefin menüyü daha iyi tasarlaması ve uygulamayı iyileştirmesi gerek.
Lobi'de içtiğimiz çay da vasattı.
Kıyıköy Köşk Restaurant - Kırklareli
Beğendik Abi Lokantası - Urla/İzmir
24 Haziran 2011 Cuma
Denizaltı Kafe - Urla / İzmir

Tesadüfen güzel bir yer keşfetmenin huzuruyla 3-4 saat zaman geçirdik. Urla’da İskele mahallesinde, Tanju Okan heykelinin hemen önünde hoş bir parka yerleşmiş, kaliteli bir işletme. Menü’sü bunun işaretçisi. Hemen her şeyi bulabilirsiniz. Zevkli, doyurucu. Kuzeye bakan kıyıda, kuzeyden gelen rüzgarla, ağaç gölgesinde zaman geçirmek için ideal. Personel canla başla çalışıyor. Fiyatlar uygun. Krokisi: http://maps.google.com/maps q=urla+izmir&hl=tr&ll=38.365172,26.768639&spn=0.002452,0.004823&sll=39.332632,26.65942&sspn=0.00121,0.002411&t=h&z=18
06 Şahin Restaurant - Dalyan / Çeşme

Kuleli Konak - Cunda / Ayvalık
Sonunda ayvalık cunda’da kendi arzumuza uygun konaklayabilecek bir yer bulabildik. Hem de ne yer!
Bu işi yirmi yıl hayal etmiş Mine hanım işletiyor burayı. Kendisi adına, hayalini gerçeğe dönüştürdüğü için biz de mutlu olduk.
Yalnızca bir gece kalabildik. Bir dahaki sefere daha uzun kalmak isteriz. Tertemiz bir ev buras, eski bir Cunda evi.. Pansiyon olarak nitelendiriyor Mine hanım burayı. Bir pansiyondan daha fazlası var burada bizce. Yalnızca bir odasının tuvaleti oda dışında. O da o odaya özel. Onun için sorun değil. Odalarda klima ve TV yok. Olmaması da bizce daha güzel. Cunda’nın ruhuna daha uygun böylesi.
Bahçe zaman geçirmek için ideal. Mine hanım yıllar içinde çok hoş bir bahçeye imza atmış. Kahvaltı bana göre en önemli faktör bir yeri değerlendirmek için. Mine hanımın kahvaltısı bugüne kadar aldığım en güzel, en zevkli ve kaliteli kahvaltılardan biri oldu.
Son derece iyi niyetle tasarlanmış, emek harcanmış ve güzel işletilen bir yer burası. Rahatlıkla herkese tavsiye ederim. Yıllardır eksikliğini yaşadığımız yer için de Mine hanım’a teşekkür ederiz.
27 Mayıs 2010 Perşembe
Midilli
Sonunda Assos’tan bakıp durduğumuz Midilli’yi gördük, geldik.
Yunanistan’ın üçüncü büyük adasıymış. İki gün 350 km. yol yaparak yarısını şöyle bir görebildik.
Ayvalık Midilli arasında 25 yıldır Türk feribot ve yolcu motorları çalışıyor. Her gün değil ama sezonuna göre haftada bir kaç gün gidip geliyorlar. 1,5-2 saat sürüyor. Bilet internet veya bulunduğunuz şehirdeki seyahat acentalarından sağlanabilir. Gidiş dönüş kişibaşı 50 euro. http://www.feribot.net/feribot/?lang=tr
Umduğumuzdan daha yeşillik. Bizim Gökçeada ve Bozcaada gibi kıraç değil. Türkiye’deki toplam zeytin ağacına yakın zeytin ağacı varmış. Ayrıca çam ormanları ve pek çok ağacı var.
100.000 nüfuslu bir yer. Liman şehri ve merkezi Mytilini 30.000 kişilik bir yer.
Hem bir seyahat acentesi ve hem de internet araştırmaları ile yolculuk bileti ve otel rezervasyonumuzu yaptırdık.
Otel belki de adanın en güzel oteli. Merkez Mytilini’de 20. yy başlarında yapılmış güzel bir yapı. 8-10 odalı butik bir otel haline getirilmiş. Fiyat ucuz sayılmaz ama ada fiyatlarına göre uygun bir yer. Karşılığını da aldığımızı ekleyelim. Kahvaltısı da odaları da oldukça iyiydi. http://www.pyrgoshotel.gr/english2.htm
Adaya akşam 8 gibi vardık. otele yerleşip ada turuna ve önceden öğrendiğimiz yerlerde yemek için araştırmalara başladık.
İlk akşam çarşı sokaklarında bulduğumuz Kaldırimi lokantasında uzo ve deniz mahsullü bir şeyler yedik. Favorimiz Greek Salad, yani çoban salatası. Farkı iri doğranmış ve üzerinde büyük bir dilim Feta yani keçi peyniri ile servis edilmesi. Ancak nerede yediysek beklediğimizi bulamadık. mevsim henüz sebzelerin tadını vermemişti.
Ertesi gün sabah yine bir yürüyüş sonrası 11 gibi Europcar’dan günlüğü vergi dahil 32 euro bedelli bir Kia Picanto kiraladık. En uygun fiyatının yanında sonradan daracık sokaklarında bunaldığımız ada sokakları için en uygun boyut olduğu da anlaşıldı. Araç kiralamak bu kadar kolay mı? Evet. Pasaport ve sürücü belgesine bakarak bir form doldurdular ve imzalattılar. 5 dk. içinde araç anahtarı elimizde. Dönüşte de aynı kolaylık. 5 dakika içinde ücret kredi kartından alındı. http://www.europcar-lesvos.com/
Hemen arabaya binerek planladığımız gibi ilk gün adanın güneyini tavaf ettik. Haritasına bakıldığında güneyindeki iki büyük körfezi hep merak etmiştik. Yola çıktıktan hemen sonra doğudaki ilk körfezin hemen kuzeyini izleyerek yola devam ettik. sonra onun batı kıyısından güneye inerek Polimari denilen kente ulaştık.
Şehir içindeki daracık sokakları geçerek küçük bir tur attık. sonra aracı park ederek orijinal bir kahvede ilk Greek Cafe’lerimizi aldık. Bildiğimiz Türk kahvesi. Az şekerli mi? Çok şekerli mi? sorarak servis ediyorlar. 1,5 euro civarında servis ediliyor. Yanında su ile. Hatta bir kafeye oturduğunuzda garson sipariş almaya gelirken elinde iki bardak su ile gelip, siparişi öyle alıyor.
Burdan sonra harita ve navigasyon deneyimlerimize deneyim katarak yola devam ettik. bir sonraki hedefimiz batıdaki daha büyük ikinci körfezin doğu kıyısına erişmek oldu. yoldaki diğer köy ve kasabaların içinden geçerek sonunda Nifida denilen köyün iskelesine geldik. İskelesine geldiğimizi sonradan öğrendik. Çünkü haritada skala skala diye onlarca yer vardı ve biz hep oralara gidiyorduk denize ulaşmak için. meğerse skala iskele demekmiş. Burası körfezin güney ucu ve ege’ye açıldığı boğazın kenarı.
Akşam yemeğini Mehmet Yaşin’den kopya çekerek bulduğumuz turistik olmayan, ingilizce bilen personeli ve ingilizce menüsü olmayan orijinal bir lokantada Hermes’te yedik.
İkinci gün programı adanın kuzeyini ve asıl merak ettiğimiz yerleri görmekti. Yani Assos’tan bakıldığında görülen köyler, kasabalar, kale ve liman. Assos’taki antik kentin bekçisi orada doğmuş ve buraya göçmüş. Assos’takine benzer bir kale ve limanın olduğunu yıllar önce bize o söylemişti.
İlk durak yine batıdaki körfezin kuzey ucundaki Kaloni oldu. Burasını bizim Köyceğiz’e benzettik coğrafi konum açısından.
Oradan da bu kez adanın kuzey ucundaki Petra’ya vardık.
Petra adada en çok beğendiğimiz yerlerden biri oldu. dar sokakları, kafeleri ve çarşısıyla hoş bir yer. muhakkak görülmeli. Kuzeye bakıldığında Babakale burnu görülüyor.
Bir sonraki durak Molyvos. Kale ve liman’ın olduğu kent.
Öğle vakti bir lokantaya girdik ve karnımızı doyurduk. www.octapus-restaurant.com Burası assos limanına çok benziyor.
Alttaki resimde cacık ve patlıcan kızartma görülüyor. Üzerine peynir rendelenmiş servis ediliyor.
Buradaki ikinci durak tepedeki kale. Adadaki kaleler bir dönem Osmanlı elinde olduğu için osmanlıca yazılar, kalıntılar mevcut. Kale’den bakıp Sivrice, Assos ve Kadırga koyu’nu gözledik.
Daha sonra Doğu’ya doğru devam ederek Skaminia’nın iskelesine vardık. Çok küçük ve şirin bir yer. Bir kafe’de oturup çay ve elmalı kek yedik.
Akşam yemeği Mytilini’de yine önceden öğrendiğimiz Rebeti lokantasındaydı. Köfte, piyaz, cacık, peynirli kabak çiçeği kızartma ve uzo ile doyduk. Piyazın fasülyesi çok iyi pişmiş, köfteler bol ekmekli, iri ve yumuşak. Cacık süzme yoğurtla yapılmış, haydari kıvamında.
Son gün arabayı teslim etmeden bu kez Mytilini şehrindeki kaleyi gördük. Arabayı teslim edip akşama kadar çarşıyı, iki kiliseyi, bir camiyi gezdik. Caminin çatısı yok, kalanı da yıkılsın diye bekliyorlar.
Gittiğimize, gördüğümüze değdi. Darısı başınıza!
28 Şubat 2009 Cumartesi
Ataol Otel - Bozcaada

Yalova Restaurant - Çanakkale
Çanakkale’den geçerken Yalova Restoran’a uğramamak eksiklik. Hatta yolu Çanakkale’ye uzatıp, uğrama bahanesi yaratmalı bizim gibi.Temiz, bakımlı, titiz bir mekan. Balık lokantalarının çoğunda bulamayacağınız tür balık ve deniz ürünlerinini hemen her zaman bulacağınız, başka zaman yüzüne bakmadığınız türlerin doğru pişirilip servis edildiğinde ne de güzel şeylere dönüştüğünü göreceğiniz bir yer. Uskumru’nun doğru şekilde yapıldığında ızgarasının da yeneceğini ve Zargana’nın alüminyum folyo’da dereotu ve tane karabiberle pişirilebileceğini burada gördük. Sert kabuklu deniz ürünlerinden deniz tarağı ve istiridye ailesinin salata ve fırında soslu servislerini burada tattık.
Büyük şehirlerdeki, turistik yörelerdeki açgözlü işletmecilerin uyguladığı yüksek fiyatları da beklemeyin. Memnuniyetiniz fiyatlara oranla oldukça yüksek olacak. On yıllara uzanan geçmişiyle mekan ve personel yönünden endişeniz olmasın.
Mekanın adı; kurucusunun en yakın arkadaşının köyü olan Çanakkale’nin Yalova Köyü’nden geliyor.
Sitesini de özellikle inceleyin. http://www.yalovarest.com/
Harita: http://maps.google.com/maps?f=q&source=s_q&hl=tr&geocode=&ie=UTF8&t=h&layer=x&g=%C3%A7anakkale&ll=40.14939,26.400254&spn=0.00187,0.004807&z=18
22 Şubat 2009 Pazar
Caffe Nero - Bebek

Kartanesi - Uludağ

- Açık büfe kalitesi ortanın altındaydı. 20 çeşit tatlıdan hiç biri standardı tutturamamıştı.
- Öğlen uykusu saatinde üst katımızdan gelen inşaat sesiyle uyandık. Resepsiyonla üç görüşme yaptık. Önerileri gürültüyü kesmek yerine odayı değiştirmek oldu.
- “sinema salonu” aslında tv salonu dışında bir şey değil. Havasız, bakımsız bir yer. Kaldığımız sürece hiçbir film gösterimi yapılmadı, yapılacağını belirten bir ilan da göremedik.
- Havuz ve jakuzi ısıtması yapılmamış, suları arıtılmamış, devirdaim gücü yetersizdi. Havuz çevresi de uzun zaman süpürülmemiş görüntüsü veriyordu.
- Birinci bölgede 10 TL olan kayak kirası kartanesi’nde 40 TL idi. Birinci bölgede ders saati boyunca kayak kirası ve skipass ücrete dahil, kartanesinde extra. Kar motosikletinin saati 150 TL
- Oteldeki iki şömine de kullanılmıyor, süs olarak bekliyorlar. Otelde şömine demek, içinde yanan odunlar demektir, bunlar öyle değil. Şöminecinin vitrinindeki gibiler.
- Otel odalarında bulmaya alışık olduğumuz terlik, kulak çubuğu, kibrit, dikiş seti vb. hiçbir şey yoktu. Yanımıza almadığımız için terliksiz dolaşmak zorunda kaldık. Banyo ve duşa sıvı sabun konmuş.
- Şarapların bir kadehini bitirmek bile zor, kullanılan zeytinyağı düşük kalite veya bir başka bitkisel sıvı yağ. Ana yemeklerin çoğu bol kepçe lokantası menüsünde rastlanan şeyler. Salçalı etler vb.
- Peynirli poğaçaların içinde peynirin ancak izi var.
- Fitness centerdeki aletlerin tümü bozuk veya çalışmaz durumda.
- Sabah saatlerinde lobide otururken üşüdük, ısınmak için görevlileri uyarmak gerekti.
- İnternet odasında saat ücreti 8 TL. kablosuz bağlantı yalnızca lobide ve o da ücretli. (telekom müşterisiyseniz ve şifre aldıysanız ücretsiz kullanıyormuşsunuz)
- Oda temizliklerini detaylı inceyince pek ince temizlik yapılmadığı belli oluyor. Kimi koridorlarda temizlenmemiş ve kapısı açık duran odalar günlerce bekliyor. Aynı koridorlar da toz toprak içinde.
Yatırım değerine göre eksik işletilen tesisler beni üzüyor. Leblebi büyüklüğünde zeytinle kim kimi kandırabiliyor?
12 Aralık 2008 Cuma
Yorumlarım Hakkındaki Değerlendirmeler İçin;
Bu blogta yer alan yorumlarım için yapılan değerlendirmeleri saygı ve sevgiyle karşılıyorum. Bu tip işletmelerin tv ve basında genelde ticari karşılıklarla yanlı yapılmış yorumlarına alışık olanların, olumsuz eleştirileri veya eleştirinin içinde yer alan olumsuz kısımları; kasıtlı, kötü niyetli, rakip tarafından üstü kapalı yapılmış yorumlar gibi algılamaları da doğal.
Profesyonel işletmeci ve yorumcu olmadığımı, tüm bu yorumları amatörce ve zevk aldığım anları paylaşarak insanlara fikir vermek amacıyla yaptığımı, hatta not defterimi bilgisayarım yerine her zaman her yerden kolayca ulaşabilmek için internette tutmak amacıyla blog oluşturduğumu belirtmeliyim.
Bunların içinde elbette beğenmediğim işletmeler, hissettiğim kötü huylar, bazı özelliklerini beğensem de bazı özelliklerini beğenmek zorunda olmadığım yerler olacaktır. Sonuç olarak tekrar gitmek istemediğim yerleri, nerede yemeyelim ve nerede kalmayalım etiketleriyle yayınlıyorum.
Olumsuz yorumlara karşın, merak edenler için sözkonusu yerlerin ulaşım ve iletişim bilgilerini eklemeyi özellikle ihmal etmiyorum. Benim hoşuma gitmeyen şeylerden siz hoşlanabilirsiniz, farklı zamanda farklı şeyler yaşayabilirsiniz, lezzeti hijyene tercih edebilirsiniz, diyeceğim bir şey olmaz.
Hijyen olmayan bir işletmede yenilen yemekler çok lezzetli olabilir, onyıllarca hizmet eden işletmelerin tümü her yönüyle mükemmel olmayabilir, her profesyonel yorumcu, her ünlü kişi tümüyle doğru yorum yapıyor olamayabilirler.
Olumsuz eleştiri, farkedebilen işletmeci için pek ala bedelsiz danışmanlık hizmeti demektir. Yorum yaptığım işletmelerin bir kısmı da olumsuz eleştirilere karşın alışageldikleri davranışlardan bir türlü vazgeçmemekte, basit düzeltmelere direnmekte ve böylece yeni müşteri elde etme kapısını elleriyle kapatmaktadırlar.
Sevgilerimle,

